Bu Blogda Ara

22 Kasım 2013 Cuma

Candancığım



   Mevsimlerden yazmış; sanırım özledim daha kış gelmeden. Üç kızız, biri flu, biri Selenimo! Biraz gerginim çünkü hiç ummadığım bir şeyden sınav olacakmışım. İstedikleri bir hint müziği, üstelik ben onun bir başka versiyonu olan Candancığımın şarkısını söylemeye hazırlanmışım sınav olacağımı bilmeden. Selenimo güzelce söyleyip kurtulurken benim içimden yaptığım provada sesim bir incelip bir kalınlaşıyor, olacak iş değil! Odada da bizi dinleyecek, gözleyecek insan A.E.D. Neyse ki kendisi kayboluyor ve bana sıra gelmeden bu rüya da burada bitiyor :) . 

   Candancığım yine çok sevdiğim şarkılarıyla dolu albümünün ilk klibini yayınlamış, rüyamın üstüne iyi denk geldi; işte burada .

20 Kasım 2013 Çarşamba

Kapalı



   Saygı görmeyi herkes ister. Ben de bekliyorum açıkçası hele ki bizi değersizleştirmeye çalışılan şu günlerde daha bir önem kazandı gözümde. Yalnız bizim taraf açısından endişeli olduğum yerler de yok değil. Bitirmeye yaklaşırken, bulunduğumuz yerin ağırlığını, sorumluluğunu fark edememiş olmak hatta belki de kendi içimizde bunlara göz yummak başta geliyor. Şimdiden etrafta bizi görenlerin öğrenci olduğumuzu bilseler bile o beyaz önlükle gözlerindeki yerimiz apayrı. Oradan düşmemek adına, sırf bunun için değil tabii, yaptığımız işin ciddiyetini bir an olsun bozmadan yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Bizim için hastane yaşadığımız yer olduğundan, bir günümüz hatta bir yılımız boylu boyunca orada geçtiğinden, her anımızı orada yaşamak zorunda olsak da bir parça gizli yaşamamız gerektiğini düşünüyorum. Belki de şimdiye kadar böyle yaşaya yaşaya kapalı bir meslek grubu olduk biz! 

   sedenist'in sitemini dinlediniz...

12 Ekim 2013 Cumartesi

Şu bizim Ego meselesi



   Zaman zaman başka mesleklerdeki insanlarla muhattap olduğumda aklıma düşeni selgingb yazmış; okutmak lazım!

5 Ekim 2013 Cumartesi

Sesimi duy...


İşte yine arşivde gizli kalan bir şarkı;

"...ve bir yorgunluk kahvesiyle
bana herşeyi anlat derdim..."

Geç de olsa sesinle tanıştığıma memnun oldum, Bora Ebeoğlu :)

30 Eylül 2013 Pazartesi

Bazen sadece sormak lazım!



   Ne istiyorsun şimdi? diye sordu.
  
   Kafam karışık, ne istediğimi ben de bilmiyorum, dedim.
  
   İçinden geçen bir şey vardır senin, dedi.
  
   Vardı da artık devir değişti, kendimi de düşünmem gerek, dedim. Yine de bilemiyorum...
  
   İstediğin nasıl peki, dedi.
  
   Zor dedim, bana yazık olur.
  
   Bırak şimdi orasını benim tanıdığım sedenist zaten zordan kaçmaz, zor işlerin adamıdır, dedi. İçine dön ve sana ne diyor ona bak!
  
   Doğru diyorsun, dedim ve gülümsedim. Aslında cevabım netti, yalnızca birinin doğru soruyu sorması gerekiyordu :) .
  

Hayyam'dan



"Dünyada akla değer veren yok madem
Bazen aklı az olanın parası çok madem
Getirin şu şarabı alsın aklımızı
Belki de böyle beğenir bizi elalem"

Bu dörtlük Candan'ımın sesiyle daha bir ünlendi, daha da güzelleşti bence. Hayatta işini iyi yapanlardan olmak ne güzel!

26 Eylül 2013 Perşembe

Eşekten düşenin halinden eşekten düşen anlar



   Bazen bir şeyi yaşamak için yani yaşadığım takdirde ne hissedeceğimi duyumsamak için karşı konulmaz bir merak duyarım. Sonucunda acı da olsa hüzün de olsa "yaşamadan bilemezsin" denildiği gibi bilmek isterim. Çağırdığım olur adeta bunları. Sonra da içimde garip bir haz belirir; olmasaydı da olurmuş dememe rağmen beni ayakta tutan. "Oldu, demek ki hala içindeki seslere güvenebilirsin" diyen.