Bu Blogda Ara
28 Temmuz 2013 Pazar
Temmuzda
Hayat yaşamak için kısayken bir ay da yazmak için çok kısaymış. Bunu daha da hissettiğim günler geçirdim. Ama yine de en sona kubbede hoş bir seda kalırmış ya. O yüzden yazmayı bırakmamak gerek; unutulmasın diye. En sen kokan hatıraların bile gün gelip yok olmasın diye...
Son günlerde bolca düşünürken yaptığım tespite gelince: Farkına varmasam da mükemmelliğe boğulduğum anda en basit hatalar yaptım, karşıma beni rahatsız edecek derecede rahat insanlar çıktı. Hızlı olduğum ya da herkesin olmak zorunda olduğu şehir İstanbul'daydım, günlerin birbirini kovalamadığı yavaş şehir İzmir'le tanıştım, yetmedi komşu oldum. Sanırım farklı sebeplerle yaptığım bu tercihler beni değişime götürecek adımlardan birkaçı ve "Her şeyde bir hayır vardır" sözünün vuku bulmuş haliymiş meğer...
29 Mayıs 2013 Çarşamba
Caz mevsimi
Ruhumun caz mevsimi başlamış olsa gerek
Canım bunları dinlemeyi çekiyor
Dinledikçe çiçeklenip güzelleşiyorum...
11 Mayıs 2013 Cumartesi
Kimse bilmez kimse duymaz, yalnız ben bilirim seni sevdiğimi...
Tabii şimdilik...
Gerçi bende bu cesaretsizlik varken daha uzun süre kimse bilemez...
Ve kimsenin bilmediği proje: İmza Karın kitabında sevdiğime yazılmış bir mektubumun olduğu, evet kitabı oluşturan o 128 kadından biri benim...
Bir anda nasılsa olmaz diye yazdığım hayalimi böylece; iki ay yazabilir miyim sürüncemesinde geçirdikten sonra bir gecede kağıda döktüm kendimce üstünkörü birkaç cümleyle. Tabiki cesaretsizliğimin göstergesi takma isimle.
3 Mayıs günü kitabın yayına çıktığını öğrendiğimde yaşadığım duygu yoğunluğunu kimseye tarif edemem. Hele ki günler sonra bile sevdiğime, haberi olmadığı mektubumu kitapta okutarak yapacağım sürprizi düşündükçe coşku içimde büyüdü de büyüdü. Sonunda kitaba günler sonra ulaşıp da hayalimin bir bakıma gerçek olduğunu kanlı canlı gördüğümde, sürprizimi bu sevincimle bozmadan gerçekleştirebildim. Sonucun güzelliğini de burada anlatmam mümkün değil tahmin edersiniz ki...

Şimdi sırada imza günü var, hem de İzmir'de, bense bugünlerde harıl harıl işlerimi o güne ayarlama derdindeyim :) .
Etiketler:
birsen tezer,
hayal,
imza günü,
imza karın,
kitap yazmak,
stet dernek
24 Nisan 2013 Çarşamba
Tutku
Hayatını yaşama biçimini anlatan bir kelime söyle deseler şu sıralar açık ara farkla "tutku" birinci olurdu. Önceleri hafiften "özenti" mi "geçici bir heves" mi diye yokladım kendimi, sonra bir baktım benim doğam bu olmuş. Sevdiklerime, işime, yaptıklarıma sıkı sıkıya bağlı olmuşum. Yokluğunda yapılan işlere de hayıflanıp duruyorum. Çok memnunum halimden kısaca; çünkü hayatın tadının bunlar olmadan eksik kalacağı inancındayım.
Tutkuyu en çok tamamlayanlardan biri de tangodur ya; nasıl olduysa bu videoya denk geldim bu gece. Sonra aklıma birkaç ay önce izleyip en etkili sahnesi olduğunu düşündüğüm "Shall we dance" filmi geldi.
Bu filmi izlerken de Aşk-ı Memnu'daki Bihter ve Behlül'ün beraber dans ettikleri şu sahne geldi :) . Her zamanki gibi çağrışım çağrışımı çağırdı anlayacağınız...( bu son dans müziği diğerlerinden farklı ama sanki aynı duyguları yaşatıyormuşçasına bir gelmişti bana )
Ve kendime "Ne olursa olsun vazgeçme" demek isterim...
2 Nisan 2013 Salı
Ah bitmeyen iştahım
Yine bir sınav yaklaştığından olsa gerek yeni yeni hobiler edinmeyi aklıma yazdım. Yaklaşık beş yıldır böyleyim ama edindiğim hobi sayısı "0", nasıl oluyor derseniz; sanırım evrimleşirken maymunlardan aldığım "iştah" yüzünden!
Etiketler:
evrim,
hobi,
maymun iştahı,
maymundan gelmek
25 Mart 2013 Pazartesi
Güvenme güzelliğine bir sivilce yeter
Bazı genç kızların, aldatılmış orta yaş kadınlar hakkında "... olursa aldatılır tabi" dediklerine şahit oluyorum. Bu güvenin kaynağı nedir, merak ediyorum. "Güvenme gençliğine, keser döner sap döner gün gelir hesap döner" temalı özdeyişlerden sıralayasım geliyor yüzlerine. Ayrıca haklı buluyorlar ya bir de akıllarınca, altında "Aldatılmanın, gerektiğinde her kadının başına gelmesi müstehak bir eylem" imajının yattığını düşünmeden bu söylemin. Yazık!..
24 Mart 2013 Pazar
Kürşat Başar'la
Pazar sabahına en yakışan müzik türü cazdır bana göre, bir de cuma gecesine. Pek hoş cuma gecesine her şey yakışır zaten, bir de çarçabuk geçmese :)
Küçükken, aynı kişiden dinlemeye alıştığım şarkıları başka bir sesten duymaya asla tahammül edemez, gerekirse tv'yi kapatırdım. Şimdiyse daha esneğim; birkaç eserde belki de "olamamış"larda uyguluyorum bunu sadece.
Bu üçlü Tıp Bayramı sebebiyle geçen hafta buradaydı ve beklediğimizden de güzel bir müzik ziyafeti verdi bize. Bir daha sağda solda görürsem konser programlarını, tekrar tekrar gitmekten keyif alacağımı hiç teredütsüz söylerim.
Burçin Büke: Piyanist, uluslararası düzeyde ülkeyi temsiz eden harika çocuklardanmış.
Ayşen Şimşekyay: Vokalist, eskiden "Ayşen" olarak bildiğimiz, artık kaybolduğunu sandığımız güzel ses.
Kürşat Başar: Yazar, programcı, müzisyen...Özlediğim yemek sofralarındaki eğlenceli sohbetini minimalize ederek yine yaptı diyebilirim.
Kısaca, her dakikasından keyif aldığım bu grubun olduğu etkinliklere rastlarsanız gitmenizi öneririm.
Etiketler:
ayşen,
burçin büke,
caz,
konser,
kürşat başar,
tıp bayramı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


